Maddesinde "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." denilmiş olup davanın taraflar arasındaki muvazaa ve inançlı işleme dayalı alacağa ilişkin olduğu, üzerine tedbir konulması istenilen banka hesapları, taşınır ve taşınmazların mülkiyetinin ise davanın konusu olmadığı anlaşılmıştır....
DELİLLER: Takip dosyası, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı, GEREKÇE: HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, TBK'nun 19. maddesi uyarınca muvazaa nedeniyle iptal istemine ilişkindir. Davacının talebi ise, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak tasarrufa konu taşınmaza tedbir konulması istemine ilişkindir. Gerek TBK.m.19'da düzenlenen muvazaa hukuksal nedenine dayanılarak açılan iptal davaları gerekse İİK.m.277 ve devamı madde hükümleri uyarınca açılmış tasarrufun iptali davaları, tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmayıp, alacaklıya alacağını temin imkanı sağlayan nispi nitelikteki dava türleridir....
Somut olayda; davacı vekilinin dava dilekçesinde tedbir talebinde bulunması nedeniyle 09/06/2021 tarihli tensip ara kararı ile tedbir talebinin kabulüne yönelik kararın verildiği, bu karara itiraz edilmesi üzerine davalılar vekilinin itirazının 14/09/2021 tarihli ara kararı ile reddedildiği, ret kararı ile ilgili olarak davalılar vekilinin istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu olan ve tedbir konulması talep edilen taşınmazlardaki davalılara ait hisselerin tapu kaydının iptaline karar verilmesi talep edilmektedir. Bu hali ile dava, taşınmazın aynına yönelik bir davadır....
Sılaevleri Toplu Konut Yapı Kooperatifi adına tesciline karar verildiğini, mahkeme kararına göre dava konusu edilen taşınmaz üzerinde aslında davalılar Nihal Dağdelen ve Nurcihan Demir'in hakkının bulunmadığını, davalıların işbu dava nedeniyle de mal kaçırma olasılığı bulunduğundan dava konusu edilen taşınmaz üzerine ihtiyat-i tedbir konulması talebinde bulunmamıza rağmen yerel mahkemece tasarrufun iptali davasının taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, taşınmazın aynının ihtilaflı olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyat-i tedbir konulmadığını, HMK m.390 /2'ye göre talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebileceği hükmü gereği dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyat-i tedbir konulmasının zaruri olduğunu belirterek yerel mahkemenin ihtiyat-i tedbir talebinin reddine yönelik kararının kaldırılarak ihtiyat-i tedbir talebinin kabulü ile dava konusu Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, Sancaktepe...
Ne var ki, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararın tespitine yönelik mahkemece benimsenen yöntem yerinde değildir. Mahkemece yapılacak iş; davacı yüklenici şirket haksız ihtiyati tedbir nedeniyle munzam zarar isteyemez ise de, kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşım gereği kendisine düşen bağımsız bölümlerin düşük bedelle satılması nedeniyle zararını isteyebilecektir....
İhtiyati tedbire veya ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verirken hakim dava hakkındaki kanaatini yalnız ihtiyati tedbir talebi ile sınırlı olarak (kanunen gerektiği için) açıklamak durumundadır. Öte yandan ihtiyati tedbir kararı geçici nitelikte olup, durum ve şartların değişmesi ile her zaman değiştirilebilir. Somut olayda; davacı vekilinin dava dilekçesinde tedbir talebinde bulunması nedeniyle 18/05/2022 tarihli tensip zaptının 10 numaralı ara kararı ile tedbir talebinin kabulüne yönelik kararın verildiği, bu karara yapılan itiraz sonucu itirazın kabul edilerek 04/11/2022 tarihli ara kararı ile tedbirin kaldırıldığı, bu kararla ilgili olarak davacılar vekilinin istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır. HMK'nun 390/3 maddesi gereğince davacı tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Davacı tarafça açılan dava muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine dayalı bir davadır....
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Kararı davalı Abdülfettah vekili istinaf etmiş olup, istinaf sebeplerinde ; yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının tam olarak mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, taraflar henüz boşanmadan önce açılan tapu iptal ve tescil davası hiç bir hukuki gerekçeye dayandırılmadığı halde sadece talep doğrultusunda ve teminatsız olarak usule aykırı olarak verildiğini, Diğer davalının tapu kaydına güvenerek ve parasını ödeyerek satın aldığı tarlaya hiç bir hukuki makul gerekçe olmaksızın tedbir konulduğunu, bu tedbir sebebiyle müvekkilinin mağdur edildiğini ve sattığı tarlanın parasını iade etmek zorunda kaldığını (ek banka dekontu) Hukuki olarak ağır sonuçlar doğurabilecek ihtiyati tedbir kararının, bu şekilde konulması ve kaldırılması yönündeki taleplerin hiç değerlendirilmeye alınmaması ve birleştirme kararında hiç bahsedilmemesinin anayasal hakların ihlali olduğunu ileri sürmüştür....
iptali davası ile birleştirildiğini ve tedbir taleplerinin bu mahkeme tarafından değerlendirilerek reddedildiğini, Trabzon 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tedbir talebinin reddinin gerekçesi hukuka aykırı olduğunu, bu gerekçe ile hiçbir muvazaa davasında tedbir kararının verilmemesinin gerektiğini, yerel mahkemece tedbir kararının reddi gerekçesinde 'davanın konusu davalıya ait taşınmazın aynına ilişkin olmadığından uyuşmazlık konusu olmayan taşınmaz üzerine tedbir konulması mümkün olmadığından yasal şartları bulunmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine' şeklinde gerekçe kurulduğunu, işbu davanın taşınmazın aynına ilişkin olarak BK 19. maddeye göre açılmış tapu iptali davası olduğunu, müvekkillerine karşı edimlerini yerine getirmeyen davalı T7'in, müvekkillerinden kendisine gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle ileriye dönük gerçekleştirilen 04.04.2022 tarihli fesih bildiriminden hemen sonra 07.04.2022 tarihinde 21 adet taşınmazını kardeşi diğer...
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE: Taraflar arasındaki dava, TBK’nun 19. maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Davacılar vekili, satış sözleşmelerinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile tapu kaydının iptaline ve eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, duruşma açılmaksızın (dosya üzerinden verilen kararla) davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki; ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar Arasındaki muvazaa nedeniyle iptal davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili,dava dışı borçlu Müflis ...AŞ. ile diğer borçlular ... ve ...'ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla inançlı işlem,muvazaa,nam-ı müstear ve kanuna karşı hile ile diğer davalı şirketler ve bu şirketlerin ortakları adı altında faaliyetlerin devam ettiğini, borçlu müflis şirketin her türlü nakit akışı ve ticari faaliyetlerini bu şirkeler üzerinden yürüttüğünü belirterek, davalıların tespit edilecek malları yönünden Ticaret Sicil, Marka Sicil, Trafik Tescil, Tapu Sicil Müdürlükleri ile bankalara müzekkere yazılarak sahiplerinin ... AŞ, ...AŞ., ......