Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2021/197 Esas KARAR NO:2021/563 DAVA: Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 28/01/2015 KARAR TARİHİ: 14/07/2021 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit davasının yapılan açık duruşmaları sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı ile 5 yıl süreli bir sözleşme düzenlendiğim, 5 yıllık sürenin 26.11.2011 tarihinde sona erdiğini, bayilik sözleşmesinin fesih edildiğini, sözleşmenin yapıldığı sırada davalı tarafa 50.000,00 - TL bedelli Teminat Mektubu verdiğini, Teminat mektubu nedeniyle davalı tarafa herhangi bîr borcunun bulunmadığını, Bayilik Sözleşmesi gereği tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği, Bayilik Süresinin dolmasından sonra Sözleşmeyi fesih edildiğine dair ihbaruı davalıya tebliğ edildiği, davalı dinde bulunan 50.000 TL miktarlı Banka Teminat Mektubunun borç olmamasına rağmen davalı iarafından iade edilmediği, davalıya verilen 50,000 TL bedelli Teminat mektubunun iadesi için ......

    ve bu suretle 124 numaralı teminat mektubunun 14/07/2005 tarihinde, 127 ve 137 numaralı teminat mektuplarını ise 13/10/2005 tarihinde kullandığı, her üç teminat mektubundan kaynaklanan banka alacağının 25/10/2005 tarihinde 27.458 TL bedelle tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı, ancak araç üzerinde 1.sırada başka bir bankanın rehininin bulunması nedeni ile bu alacağın tahsil edilemediği ve böylece bankanın sanık tarafından zarara uğratılmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen olayda: Sanığın savunması, katılan beyanı, tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre atılı suçlardan sanığın beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir....

      Hukuk Dairesi’nce verilen 21.01.2019 tarih ve 2017/1078-2019/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Bankanın alacağı tazmin edilen teminat mektubundan kaynaklanmaktadır. Bu teminat mektubu 28.11.2007 tarihlidir. Dosyada mevcut ve bilirkişi tarafından incelenen iki adet genel kredi sözleşmesi olup bunların tarihleri 28.11.2007'den sonradır. Bu nedenle teminat mektubunun düzenlenmesine dayanak olan genel kredi sözleşmesinin aslı veya onaylı örneğinin eklenerek birlikte gönderilmesi için dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 21.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

        Davacı taraf, davalıya teminat maksadıyla verilen senetten dolayı menfi tespit isteminde bulunmuş ise de; söz konusu senede yapılan tüm araştırmalara rağmen ulaşılamamıştır. İddia edildiği gibi bir senedin mevcudiyeti davacı tarafından ispat edilemediğinden senede karşı menfi tespit isteminde bulunulmasında güncel bir hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılmış ve davanın reddine karar verilmiştir....

          Hukuk Dairesinin 01.10.2015 tarihli ve 2015/9777 E., 2015/9673 K. sayılı kararı ile; “…Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalıya teslim edildiği iddia olunan teminat çekine dayanılarak davalı tarafça başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir....

            H.D 2016/12672 Esas, 2017/4127 Karar; 2017/1169 esas 2018/5337 Karar; Dairemizin 2019/1694 esas, 2019/2913 karar) Somut olayda; menfi tespit davası dolayısıyla yatırılan 9.818,78 TL teminat, ihtiyati tedbir nedeniyle alacağın geç alınmasından doğan zarara karşılık olup menfi tespit davasının reddi ile ihtiyati tedbir kalkacağından teminatın menfi tespit davasının reddine dair kararın kesinleşmesi üzerine ve bu tedbir nedeniyle alacağın geç alınmasından kaynaklanan zarara karşılık alacaklıya ödenmesi gerekir. Bu teminatın haczi mümkün değildir....

            İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nın 72. madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup davanın takipten önce veya sonra açılması, verilecek tedbirin şekli yönünden değişikliğe yol açmaktadır. 2004 Sayılı İİK'nın 72. maddenin 3. fıkrasında "....İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez....

            ın murisin mirasını reddettikleri, mahkemece murisin mirasının reddedildiğinin tespit ve tesciline dair verilen hükmün kesinleştiği, davacı vekilinin HMK 31 kapsamında sunduğu dilekçesinde dava değeri 2.150.000,00 TL'nin icra takip dosyasında talep edilen nakde dönen teminat mektubu ve borçlu cari hesap riskinden kaynaklı alacaklılarını kapsadığı beyanı değerlendirilerek yapılan hesaplamaya göre davalı asıl borçlu şirket ve davalı kefil (müteveffa) ... ...'ın icra takip tarihi itibariyle nakde dönen teminat mektubundan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 1.073.047,12 TL, borçlu cari hesap kredisinden toplam 1.076.952,88 TL, davalı kefil ... ...'ın nakde dönen teminat mektubunda asıl alacak ve işlemiş faiz ve ferileriyle toplam 1.073.046,91 TL, borçlu cari hesap kredisinden toplam 1.076.953,09 TL. sorumlu olduğu, davalı kefil ... ...'...

              A.Ş. tarafından işbu davaya konu teminat mektuplarından dolayı davalı .... aleyhine açılan menfi tespit ve alacak istemli davada, teminat mektuplarının vadelerinin en son 24.06.2013 tarihine kadar temdit edildiğini, vade tarihlerinden sonra teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, ancak davalı bankaca sözkonusu teminat mektuplarının riski devam ettiğinden bahisle 23.08.2013/23.11.2013 ve 23.11.2013/23.02.2014 dönemlerine ait komisyon tahakkuk ettirildiğini, bu alacağın itirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile itirazi kayıt altında yapılan ödemenin faizi ile tahsilini istediği, davanın reddedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 47.10 maddesinde; “Müşteri, Bankaca belli bir süre ile sınırlı (vade ile) olarak verilen Teminat Mektupları veya Kontrgarantileri sürelerinin (vadelerinin) bitiminde Banka'ya geri vermeyi taahhüt eder....

                Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde menfi tespit davasında arabucuya başvurulmasının dava şartı olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK m. 32 uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz....

                UYAP Entegrasyonu