İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere, davacı idarece alınan olur sürelerinin yüksek lisans ve doktora için yönetmelikte belirtilen süreleri aşmadığı, Devlet Personel Başkanlığınca, Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yüksek lisans ve doktora öğrenimi amacıyla yurt dışına gönderilen personelin doktora için verilen eğitim sürelerinin tekrar uzatılıp uzatılmayacağına hususunda T1ne verdiği 07/06/2007 tarihli görüş yazısında, anılan yönetmeliğin 11. maddesine göre, daha önce yurt dışına yüksek lisans eğitimi için gönderilmiş olan personelin belirtilen gerekçeler çerçevesinde öğrenim süresinin ilişkin izninin 6 ay, doktora eğitimi alanların ise 1 yıla kadar uzatılmasının mümkün olduğunun belirtildiği, davalılardan talep edilen tazminatın, 18/02/2010 tarihli Bakanlık oluruna dayalı olarak 2004 ve 2005 yılında yurt dışında eğitim alan personele ödenen miktar olduğu, bu...
Bu durumda, yurt dışına çıkmasının genel güvenlik bakımından sakıncalı olduğu yolunda bir tesbit bulunmayan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : 5682 sayılı Yasanın 22. maddesine göre yurt dışına çıkmaları genel güvenlik bakımından sakıncalı bulunanlara pasaport verilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden … Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi olan davacının 23.2.1996 tarihinde … Üniversitesi … Fakültesini işgal ederek açık öğretim sınavlarını engellemek suçu ile yakalandığı ve bu nedenle açılmış bulunan kamu davasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiği ve davanın devamı süresince yurt dışına çıkılmaması konusunda Mahkemece herhangi bir tahdit konulmadığı anlaşılmaktadır....
da, idare tarafından, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin sınırlanmasına son verilmekte olduğu, yurt dışına çıkma hürriyetinin, sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırılabilmesi ilkesinin benimsendiği vurgulanmıştır....
Eğitilme ve yetiştirilme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğü 2547 sayılı Yasanın 33., 35. ve 39. maddelerinde düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yasanın 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurtiçinde bir diğer üniversitede görevlendirilmeleri, öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında görevlendirilmeleri ise 39. maddede düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yasanın 35. maddesinde "Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir....
, suça sürüklenen çocuğun bu şekilde şikayetçiyi oyalayarak temyiz dışı ... ile ...’un eylemlerine iştirak ettiğinin iddia edildiği olayda; suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmalarında, arkadaşları olan ... ve ... ile birlikte gezdiklerini, onların alışveriş yaptıklarını düşündüğünü, dolandırıcılık yaptıklarını anlamadığını, durumu öğrenir öğrenmez de ailesinin şikayetçinin zararını giderdiğini belirterek suçlamaları kabul etmemesi, ... ve ...’un da beyanlarının bu doğrultuda olması karşısında, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden, beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması, Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk ile müdafiisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 29.04.2019 tarihinde oybirliğiyle...
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (2.) paragrafında yer alan "Yurt dışında yaşaması durumunda; çocuğun devam ettiği okulun yıllık akademik takvimi ve ülkeler arası uzaklık dikkate alınarak, devam ettiği sınıfın (1.) ve (2.) dönem arası tatilinde 25/03/2016 ile 01/05/2016 tarihleri arasında ve eğitim öğretim dönemi sonu ile bir üst sınıfa başlayacağı dönem arasında 09/12/2016 ile 01/01/2017 tarihleri arasında çocuğun yaşadığı yerde, devam ettiği sınıfın (2.) ve (3.) dönemi arasında bulunan tatilde 07/08/2016 ile 03/09/2016 tarihleri arasında Türkiye'de, her iki durumda da babası ile birlikte kalacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına," sözcüklerinin çıkartılmasına, yerine "Yurt dışında yaşaması durumunda; çocuğun devam ettiği okulun yıllık resmi akademik takvimi ve ülkeler arası uzaklık dikkate alınarak, her yıl ortak çocuğun devam ettiği okulun resmi dönem arası tatillerinin başlangıcından sonraki (3.) gün ile ortak çocuğun devam...
Seçeneğine dayanak yapılan davacının yurda giriş ve çıkış kayıtlarını gösterir listede davacının hangi şirket adına yurt dışına gidiş-geliş yaptığı konusunda açıklama yoktur. Yurt dışına tır seferi yapan şoförlerin vize alabilmelerinin temel koşulu, adına nakliye hizmeti yaptıkları şirkette kayıtlı olmalarıdır. Bu nedenle, ilgili Emniyet Müdürlüğü ile yazışma yapılarak, davacının 19.01.2003 tarihi ile 19.04.2004 tarihi arasında hangi şirket adına yurt dışına çıktığı hususunun araştırılarak davacının hizmet süresinin tespiti gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile davacı iddiasına itibar edilmesi hatalı olup, hükmün bozulmasını gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Noterliği kanalıyla 30.06.2011 tarihine kadar olan iş programı tebliğ edildiği halde, rapor alarak yurt dışına seyahat ve gezi amaçlı çıkılması gerçeği karşısında sözleşmenin feshinin davacıya bildirilmiş olduğunu, davacının ise Bornova 4. Noterliği vasıtasıyla gönderdiği 18.07.2011 tarihli karşı ihtarında, istihatli olduğu dönemde yurt dışına çıktığını kabul ettiğini, rahatsızlığının boyutunun yurt dışına çıkmaya engel olmadığını belirttiğini, davacının seyahatini onbeş gün sonrasına erteleme sorumluluğunu gösterememiş olduğunu, imzası karşılığı kendisine bildirilmesine rağmen 20-29 Haziran tarihleri arasında yeni kayıt edilen öğrencilere ilişkin olarak düzenlenen hazırlama kurslarına ilişkin programa uymadığını, raporlu durumlarda hastalık izinlerinin bulunulan yerde geçirilmesi gerektiği halde, izin alınmadan yurtdışına çıktığını, bu sebeple iş sözleşmesinin haklı sebeple fesh edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Velayet Hakkının Kapsamına İlişkin Düzenleme Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından, yurt dışı gezilerinde baba izninin aranmaması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Velayet hakkı kendisinde bulunan eşin velayet hakkını kullanmasının doğal sonucu olarak ortak çocuğu yurt dışına çıkarmasının boşandığı eşinin muvafakatına bağlı bulunmadığı gibi çocuğun velayeti annede olup, babanın "oluru" olmaksızın çocuğun götürüleceği ülke makamlarının "giriş vizesi" vermediğine ilişkin bir belgenin sunulmamış olmasına göre, isteğin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir....
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacı işçi dava dilekçesinde 2009 yılı Haziran ayında kısa süreliğine yurt dışına gitmesi sebebiyle izin kullandığını bunun dışında yıllık izin kullanmadığını beyan ederek yıllık izin ücreti isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren cevap dilekçesinde 15-19.06.2009 tarihleri arasında yıllık izin kullandığını belirtmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2009 yılı Haziran ayında yurt dışına çıktığı ve bu sürenin yıllık izin süresinden daha kısa olduğunu davacının ispat etmesi gerektiği belirtilerek yıllık izin ücreti hesaplanmamıştır....