ye kefil olması nedeniyle Hakkari İcra Müdürlüğü'nün 2006/348 sayılı dosyasında hakkında yapılan icra takibindeki borcun takipten sonra ödenmesine rağmen, davalı tarafça aynı Müdürlüğün 2008/159 sayılı dosyasında mükerrer olarak tahsil edilmek istendiğini, ödeme emrine itiraz süresini kaçırdığını belirtmiş ve borca itiraz ettiğini beyan ederek icra takibinin durdurulmasını talep etmiş, yine Hakkari Sulh Hukuk Mahkemesindeki davanın 27.01.2010 tarihli duruşmasındaki beyanında borçlu olmadığınının tespitini istemiştir. Davacının talebi ikinci takibe karşı açılmış menfi tesbit davası olduğundan Hakkari Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davaya bakılarak görülmesi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.'nun 22.ve 23.maddeleri gereğince Hakkari Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 16/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İcra Müdürlüğü 2014/7077 Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yetkiye ve borca itiraz ettiği, vekaletnamenin de takip dosyası içinde bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, yukarıda açıklanan maddeler gereğince, yetkili icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinin itiraz eden vekile tebliği gerekir. Emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen ödeme emri tebligatı yok hükmündedir. Kural olarak tebligat usulsüzlüğü şikayetinin, İİK'nun 16/1. maddesi uyarınca ıttıla tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ileri sürülmesi gerekmekte ise de, vekil yerine asile tebligat yapılması, kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan süresiz olarak şikayet konusu yapılabilir....
İcradaki yetki itirazını öncelikle incelemeyen mahkeme kararını temyiz etmeyen ve süresi içinde de dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeyen davacı taraf bunun yerine itiraz sonucu duran takip dosyasındaki yetki itirazı hükümden düşürülmüş olmadığı halde icra dosyasının Bakırköy İcra Müdürlüğüne gönderilmesini istemiş ve orada yeniden ödeme emri çıkartılmasını sağlamış olup bu ödeme emrine itiraz üzerine de bu davayı açmıştır. Yeni çıkartılan ödeme emri yeni bir takip değildir. Çünkü önceki dosyadan bağımsız yeni bir takip yapılmış olmayıp aynı dosya üzerinden yeni bir ödeme emri çıkartılmıştır. İcra müdürlüğünce icradaki yetki itirazı hükümden düşürülmediği halde, usulsüz olarak dosyanın gönderildiği Bakırköy İcra Dairesi tarafından yeniden ödeme emri tebliğ edilmesi usulsüz olup bu ödeme emrine itiraz edilmiş olması yeniden itirazın iptali davası açılabilmesini mümkün kılmaz....
Esas sırasına kaydedildiği, davalı borçlu tarafından ödeme emrine karşı borca itirazı ile birlikte takibin yetkisiz olan Bakırköy İcra Müdürlüğünde başlatıldığından ve müvekkilinin adresinin Ankara olduğundan bahisle yetki itirazında bulunduğu anlaşılmakla Bursa ... İcra Müdürlüğünün ......
. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile aralarındaki cari hesaptan doğan alacağının tahsili amacıyla başlattıkları icra takibinin, davalının haksız yere borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalı hakkında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ödeme emrine itirazında ayrıca, usulüne uygun olarak icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olması sebebiyle, öncelikle takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkisinin belirlenmesi gerektiği, İİK'nın yetkiyi düzenleyen 50/1 maddesinin HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yaptığı, HMK'nın 6.maddesi kıyasen uygulandığında, yetkili icra dairesi'nin davalının ikametgah adresi olan ......
İcra ve İflas Kanunu'nun 62/1. maddesinde “İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur...” hükmü yer almaktadır. Somut olayda; alacaklı tarafından borçlu “..... aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, örnek 7 ödeme emrinin takip talebinde adı geçen borçluya 02.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, 08.10.2014 havale tarihli borca ve yetkiye itirazın ise “....” adına yapılmış olduğu, itiraza ilişkin dilekçenin başlık ve sonuç kısmında adı geçen şirketin ünvanının yazılı olduğu, görülmekle; takip borçlusu şirket dışında ayrı bir tüzel kişiliğe haiz üçüncü kişinin yaptığı itiraz borçlu yönünden hukuki sonuç doğurmaz. Takip talebinde borçlu olarak gösterilen ve kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu şirketin yasal 7 günlük süre içeresinde yapmış olduğu bir borca itiraz bulunmamaktadır....
İCRA HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2021 NUMARASI : 2021/15 ESAS - 2021/606 KARAR DAVA KONUSU : Yetkiye ve Borca İtiraz KARAR : İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı alacaklı vekili tarafından müvekkili aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/10476 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo takibi başlatıldığını, müvekkilinin adresinin Çiğli olduğunu, İzmir İcra Müdürlüğünün yetkili olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin davalı alacaklıya hiçbir borcu olmadığını beyanla yetkiye, ödeme emrine, takibe, borca, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itirazının kabulü ile öncelikle Karşıyaka İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğuna ve borca itirazları doğrultusunda takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece; genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz için borçlu tarafından sunulan dilekçede özellikle belirli bir cümle veya kelimenin kullanılmasının şart olmadığı, borçlunun ödeme emrine itiraz iradesini ortaya koyan sözcüklerin kullanılmasının yeterli olduğu, borçlunun dilekçesinden genel olarak itiraz iradesi çıkarılabiliyorsa bunun geçerli bir itiraz olarak kabul edilmesi gerektiği şüpheye düşülmesi halinde ise borçlu lehine hareket edilmesi gerektiği, hususları göz önüne alındığında somut olayda, davalı borçlunun icra dosyasına sunduğu ilgili dilekçenin sonunda açıkça takibin durdurulmasını istediği ve bu istemin aynı zamanda ödeme emrine itiraz olarak değerlendirilmesi gerektiği saptanmakla bu aşamada davacının, icra dairesi işleminin şikâyetin durdurulması işleminin iptaline yönelik şikâyetinin reddine, davalı tarafından icra dairesine sunulan dilekçede açık ve kesin biçimde bir borç ikrarını ifade eden herhangi bir cümle veya sözcük bulunmadığı, bu bağlamda...
HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2020/1355 KARAR NO : 2021/943 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İCRA HUKUK M TARİHİ : 04/02/2020 NUMARASI : 2020/90 ESAS 2020/56 KARAR DAVA KONUSU : Yetki İtirazı KARAR : Yukarıda mahal tarih ve numarası açıklanan ilk derece mahkeme kararı aleyhine süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla, HMK'nun 352. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme ve heyetçe yapılan müzakere sonunda, gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrini 23/01/2020 tarihinde tebliğ aldığını, yetkiye, takibe, ödeme emrine, borca ve tüm fer'ilerie itiraz ettiklerini, müvekkilinin ikamet adresi, muhattap bankanın bulunduğu yer ve çekin keşide edildiği yer Adana olduğundan Adana İcra Dairesinin yetkili olduğunu, takibe konu çekte keşide tarihinin üzeri çizildiğini, iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde farklı bir tarih yazıldığını...
davacı borçlu vekili tarafından 02/01/2023 tarihli yetkiye, borca ve ferilerine itiraz dilekçesinde ödeme emri ile birlikte takibe dayanak belgelerin eklenmemiş olduğu yönünde de itirazda bulunulduğu, bu şekilde şikayete konu usulsüzlüğün 02/01/2023 tarihinde öğrenildiği anlaşıldığından, ilk ödeme emrine yönelik şikayetin bu tarihten itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde yapılması gerektiği halde 7 günlük süre geçtikten sonra şikayetin 11/01/2023 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından ilk ödeme emrine yönelik şikayetin süreden reddine karar verilmesi gerektiği halde şikayetin esastan reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır....