Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması, hata-hile-gabin vs. gibi hukuki nedenlere dayalı olarak terekeye göre 3. kişi konumunda olan kişilere karşı açılan davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları; ayrıca mirasçılardan birinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlerinin alınması yada davanın tereke temsilcisi aracılığıyla yürütülmesi gerekeceği ( 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 640 md.) tartışmasızdır. 3. Değerlendirme Davacıların, mirasbırakanları ... adına vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayanarak terekeye iade istekli talepte bulundukları, mirasbırakan ...'ın ölümüyle geride mirasçıları olarak davacılar ve davalı ... ile dava dışı ...'un kaldığı, kayıt maliki olan davalı ...'...
e ait dairelerin satış bedeli ürünü olan bu paraların davalı tarafından terekeye iade edilmesi ve karar günündeki TCMB kuru üzerinden TL'ye çevrilerek tereke ve tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, yine mirasbırakan adına kayıtlı Aksaray Bit Pazarında bulunan taşınmazın 18.04.1995 tarihinde davalı tarafından vekaletle 125.000.000 TL tapu beyan bedeli ile 3. kişilere satıldığını, satılan taşınmazın yeniden değerlemesinin yapılarak terekeye iade edilmesi ve tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, mirasbırakan adına kayıtlı ancak mirasbırakanın ölümünden dokuz ay önce tarihinde kapatılan hesapta bulunan 28.520 EURO döviz hesap miktarının karar tarihindeki TL karşılığının terekeye ve tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, bozma kararı sonrasında terekeye iade edilerek dosya kapsamında TL'ye çevrilen Almanya'daki dairenin satış bedeli olan 97.000 Euro, 08.07.2021 tarihinde 1 Euro=10,27 TL kur üzerinden hesaba alınmışken karar tarihi olan 15.12.2021 günü 1 Euro= 16,32 TL olduğu...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.11.2015 tarihli ve 2015/848 E., 2015/1217 K. sayılı kararı ile; davacı vekili tarafından Karşıyaka 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/316 E. sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığının bildirildiği, bildirilen dava dosyasında davalıların taraf olmadığı, terekeye mümessil tayininin kime, neden, niçin tayin edileceği hususunun da belli olmadığı, terekeye mümessil tayini için taraflara ya da mirasçılara tebligatın yapılamamış olması gerektiği, davalılara tebligat çıkartılarak tebliğ edildiği, duruşmaya geldikleri, davada miras ortaklığına temsilci atanmasını gerektirecek bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 14....
nın 640/2. maddesinde “Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler” hükmü yer almaktadır. Somut olayda davacılar, açtıkları tapu iptal ve tescil davası nedeniyle miras ortaklığına temsilci atanması talebinde bulunmuş olup, buna göre uyuşmazlığın Tereke Hakimliğince görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ... 1. Sulh Hukuk (Tereke Hakimliği) Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 15.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Terekeye dahil bir taşınmaz hakkında bir mirasçı, diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de, 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (icazet vermesi) veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine olanak yoktur....
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen 19/04/2012 tarihli karar Dairece “.... terekeye temsilci atanması halinde mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkileri sona erer”. “...tereke temsilcisine davetiye tebliğ edilerek, tereke temsilcisi huzuru ile davanın görülmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tereke temsilcisinin davada yeralması sağlanmadan sonuca gidilmiş olması doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bozmadan sonra terekeye temsilci atanmış, tereke temsilcisine tebligat yapılmış ancak tereke temsilcisi 19/01/2016 günlü dilekçesi ile davayı takip etmeyeceğini bildirmiş, dava davayı açan mirasçılar tarafından sürdürülmüştür. Bilindiği üzere terekeye temsilci atanması halinde mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkileri sona erer....
Davanın, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve terekeye iade isteğine ilişkin olduğu, somut olayda, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortakların bulunduğu, hal böyle olunca tapuların iptali ile terekeye iade istenildiği gözetilerek, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı ”hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama neticesinde, bozmadan sonra birleştirilerek dosya arasına alınan 1482 parsel sayılı taşınmazla ilgili dava dosyası da dikkate alınarak, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi....
'un maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazını oğulları olan davalılara satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapunun iptali ile taşınmazın terekeye iadesini olmadığı taktirde tenkise karar verilmesini istemiş, 25/01/2013 tarihli dilekçesinde ise terekeye iade istemini, miras payı oranında iptal ve tescil isteği olarak değiştirmiştir. Davalı ..., taşınmazı, bedelini diğer davalı ile birlikte ödeyip satın aldıkları halde aileyi ayakta tutan kişi olması ve anane gereği, mirasbırakan adına tescil ettirdiklerini, mirasbırakanın, aile servetine yaptıkları katkıyı da gözeterek davacının da bilgisi dahilinde taşınmazı kendilerine iade ettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur....
Mahkemece; temlik işleminin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece "... ehliyetsizlik araştırması yapılarak miras bırakanın ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muvazaa iddiasının incelenmesi ; ehliyetsiz olduğunun belirlenmesi halinde ise miras bırakanın terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve davacıların terekeye iade değil de pay oranında istekte bulundukları gözönüne alınarak davanın tüm iştirakçilerin katılımıyla ve terekeye iade şeklinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği" gereğine değinilerek bozulmuş mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma neticesinde ...Kurumu 4. İhtisas Dairesinden alınan raporla satış tarihinde miras bırakanın hukuki ehliyete haiz olduğunun saptandığı ve muvazaa olgusunun ispatlandığı gerekçesi ile pay oranında tapu iptali ile tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi ...'...
ın da tereke tayin dosyasına sunduğu altına kimlik tespitinin yapıldığı 09.07.2009 tarihli dilekçe ile; tüm masraflar tarafından karşılandığı halde kendisine masraf ve vekalet ücreti ödenmediğini belirterek ''Görevi iade ediyorum, talebim kabul edilsin '' şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, Dairede aynı gün görüşülen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28.03.2013 tarih ve 2007/162 Esas, 2013/124 sayılı kararı ile; ''... Yargılama sırasında ölen ...'in terekesinin elbirliği halinde olduğu, terekeye ...'ın 06/05/2008 tarihinde mümessil olarak atandığı, her ne kadar temsilcinin 17/07/2009 tarihinde tereke mümessilliği görevini iade ettiğini dilekçe ile bildirmiş ise de mahkemece talebinin karara bağlanmadığı, tereke mümessili olarak ...'ı tayin eden ......