Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu nedenlerle mahkemece muvazaalı işlemin iptalinde aciz belgesine gerek olmadığı yönündeki görüşüne katılmak mümkün değildir. İİK’nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan davalarda, alacaklının elinde muvakkat yahut kati aciz vesikasının bulunması dava şartı olup, İcra dairesince verilen 03/09/2007 tarihli borç ödemeden geçici aciz vesikasının, Mersin 1....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil KARAR Dava, muvazaaya dayanan tapu iptali ve tescil davasıdır. 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14.maddesi hükmü gereğince, hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi Yüksek Yargıtay (1.) Hukuk Dairesinin görevi cümlesinden bulunmakla gereği için dosyanın anılan Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 07.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı vekili tarafından S.S.178 nolu Adana ili, Seyhan Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifindeki B-42 nolu üyelik ve durak hakkı devrinin iptali talep edilmiş, mahkemece davalılar kardeş olup birbirlerinin borç ve alacaklarından haberdar oldukları buna göre yapılan tasarrufun iptali gerektiği tespit ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Adana Büyükşehir Belediyesi Otobüs Şube Müdürlüğü’nün 06/02/2008 tarih ve 394 sayılı kararından da anlaşıldığı üzere S.S.178 Nolu Seyhan Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Üyesi ...’ün özel halk otobüsü çalıştırma işine ait hak ve yükümlülüklerini ...’e devretmesine muvafakatı ile davalı ...’e devredildiği açıktır....
Muvazaaya dayalı davalarda İİK'nın 277 ve devamı madde hükümlerine dayalı tasarrufun iptali davalarından farklı olarak, davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkân verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir ve muvazaaya dayalı iptal davalarında herhangi bir zaman aşımı süresi veya hak düşürümü süre mevcut değildir. İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, yani muvazaaya dayanarak dava açmasına da engel değildir....
Tasarrufun iptali davalarında re'sen gözönünde bulunulması gerekir. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde davalı borçlunun 3. kişi davalı Abdulkadir Beyazit'e muvazaalı olarak borçlandığını açıklıyarak muvazaa nedeniyle yapılan ../... -2- 2007/5099 2008/1546 haczin kaldırılmasını (hükümsüzlüğünü) istemiştir. Yerleşik uygulamada muvazaalı işlemlerin iptali için de her türlü dava açılabilmektedir. Muvazaaya dayalı davalarda hak düşürücü süre söz konusu değildir. Bu durumda davacı tarafa muvaza ile ilgili açıklamaları doğrultusunda inceleme yapılarak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA 19.12.2005 gün ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 140.maddesi gereğince T.C Ziraat Bankası A.Ş harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına 27.3.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince; tarafların tacir olup davanın ticari nitelikte olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ise;davalının iş bölümü itirazında bulunmadığı ayrıca,uyuşmazlığın kesinleşen icra takibine dayalı olarak davalıların mal kaçırma kastıyla hareket etmeleri nedeniyle muvazaa hukuksal nedenine dayanan tasarrufun iptali isteminden kaynaklanmakta olup, tarafların tamamının doğrudan ticari işletmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde görüleceğinden bahisle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur....
Mahkemece, davacı vekilinin dava taşınmazlar hakkında açtıkları şufa davası sırasında, iptalini istedikleri satışların gerçekleştiğinden bahisle muvazaaya dayalı olarak tapunun iptalini istedikleri, ancak dava konusu parsellerden sadece birisi için şufa davası açtıkları ve bu davanın da red edilerek kesinleştiği, bu nedenle bedelde muvazaa iddiasının dinlenmesi için gerekli ön alım davasının olmadığı, ayrıca müşterek mülkiyette her pay satışı için yeni bir şufa hakkı doğup bu hakkın yeniden kullanma hakkı verdiğinden, davacının ileri sürdüğü sebebin yasal dayanağının olmadığı ve miras hukukundan kaynaklanan bağışta olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir....
Dava, TBK 19 maddesinden kaynaklanan muvazaaya dayalı tasarrufun iptali davası olup, bu tür davalar sonucu verilen hüküm ve kararları inceleme görevi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, Hukuk Daireleri arasındaki iş bölümünü belirleyen ve 01/09/2020 tarihinden itibaren uygulanması gereken, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/06/2020 tarih ve 564 sayılı kararı uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, 1. Hukuk Dairesi'nin görev alanına girdiği anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda Gerekçesi Açıklandığı üzere; İzmir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2021 tarih ve 2021/7 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf incelemesinin, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, 1.Hukuk Dairesine ait olduğundan, dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli daireye GÖNDERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 352. maddesi gereğince kesin olarak, oy birliği ile karar verildi....
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın başta tasarrufun iptali talepli olarak açıldığını, sonrasında ıslah edilerek terditli biçimde, “tapu iptali, olmadığı takdirde tasarrufun iptali davasına” dönüştürüldüğünü, tapu iptale hükmedilirse katılma alacağı davasında bu taşınmazın değeri 2018 yılı ve hatta 2019 değerine göre hesaplanacağını, tapu kaydı tekrar eş adına tescil edilmeyeceği sadece tasarrufun iptali ile yetinilirse bu durumda baz alınacak değer 2015’deki yani devir tarihindeki değer olacağını, bir taşınmazın 2018 veya 2019’daki değeri ile 2015’teki değeri arasında devasa bir farkın olacağı muhakkak olacağını, bu durumda muvazaalı işlem müvekkillerinin hali hazırda mağdur ettiği gibi muvazaanın tamirinde de haksızlık yapıldığını, dolayısıyla, asıl ve gerçek adil çözüme yarayacak tek hukuki çare tapu iptal ve tescil olduğunu, bu nedenle tapu kaydının iptal edilmesinin elzem olduğunu, işlem muvazaalı bulunduğu takdirde tapu iptal kararı verilmesi gerektiğini,...
Aliye Hukuk Mahkemesinin 2013/163 Esas 2015/95 Karar sayılı dosyasında davanın tasarrufun iptali olarak değerlendirildiği ve Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2015/12025 Esas 2018/1166 Karar sayılı ilamı ile de bu kararın onandığı anlaşılmakla TBK 19.maddesi uyarınca muvazayaa dayalı dava olmadığı davanın ve iddianın ileri sürülüş biçimi olarak davanın İİK 277 ve devam eden maddelerince belirilen tasarrufun iptali olduğu bu davalar batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer hükmü gereği davacının sözkonusu davayı beş yıl geçtikten sonra açtığı anlaşılmakla hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur....